31 Ocak 2009 Cumartesi
Barış' a Özlem...
30 Ocak 2009 Cuma
Ink Heart
28 Ocak 2009 Çarşamba
Film modu..
27 Ocak 2009 Salı
Tempoo...
26 Ocak 2009 Pazartesi
Olan sivilceye değil parama oldu! :(
25 Ocak 2009 Pazar
yine bir pazar günü
24 Ocak 2009 Cumartesi
EK KURS
22 Ocak 2009 Perşembe
Yine Unuttum!
21 Ocak 2009 Çarşamba
Son Dakika
20 Ocak 2009 Salı
KARDEŞİM GELDİ DOSTLAR... :)
18 Ocak 2009 Pazar
İlknur'u kim öldürdü?
16 Ocak 2009 Cuma
Eskiler...


Bu eski İstanbul beni hep etkilemiştir.Devamı gelecektir.... :)
Bu fotoları bulmam da yardımcı olan istanbul.net.tr & wowturkey.com a teşekkürlerimi sunarım.
15 Ocak 2009 Perşembe
KISKANÇLIK
14 Ocak 2009 Çarşamba
AL BENİ YAĞMUR....

Ne mutlu...
Geçtiğimiz günlerde ülkemize bir star geldi bir reklam filminde oynamak üzere...Kevin Costner... Türk Hava Yolları'nın yeni reklam yüzü olan dünyaca ünlü aktör Kevin Costner'in yer aldığı reklam filminin çekimlerine başlandı.Yalnız oynayacağı reklamdan çok kendisinin şapka tüm dikkatleri çekti.Çünkü kendisi düzenlediği basın toplantısında,üzerinde Ne mutlu Türküm diyene! yazısı ve arkasında da Türk bayrağı bulunan şapkasıyla herkesin ilgisini çekti. Costner, Türk bayraklı ve “Ne mutlu Türküm diyene” yazılı şapkasıyla ilgili “Atatürk’ün yazısından okudum. Güzel bir söz olduğunu duydum. Bu kadar uzun bir yoldan gelip aynı lisanı konuşmadığınız bir ülkeye geldiğinizde takdirimi sunmak istedim. Bu şapkayı Amerika’da yaptırdım. Küçük bir şey ama düşünebildiğim şeylerden bir tanesiydi” diye konuştu. Müzik yaşamına başladıktan sonra yurtdışından ilk konser teklifinin Türkiye’den geldiğini belirten Costner, “Türkiye’yi sahiplenmeye başladım. Umarım bunu yanlış anlamazsınız Türkiye’den gururla bahsediyorum. İnsanlara her şeyin güzel olduğunu söylüyorum. Bunları aktardığınız zaman da bir şekilde sizi temsil eden büyükelçiye dönüşüyorsunuz. Washington’daki yetkililerle konuşma imkanı olursa ki var, buradaki tecrübelerimden bahsedeceğim. Türkiye’yle ilişkilerimizin daha iyi olmasını gerektiğini özellikle vurgulayacağım” diye konuştu.Böyle sözlerin çok tanınmış bir Amerikalıdan gelmesi ilginç.Aslında hepimiz için belki de bir gurur ama şöyle bir düşünürsek acaba biz ülkemize ne kadar önem veriyoruz.Ülkemizi geliştirmek,tanıtmak için birşeyler yapabiliyor muyuz?Ama genellikle bizim insanımızın yabancı ülke merakı da tartışılmaz bir husus.Onlara benzeme çabası.Kullanılan yabancı kelimeler sayesinde dilimizi de kaybeder hale geldik.Onca yıllık geçmişe rağmen kültürümüzü elimizin tersiyle itmek bizden başka hangi ülke de görülmüştür acaba?Böyle birşeyden de inanın utanıyorum.. 13 Ocak 2009 Salı
KARA SALI
12 Ocak 2009 Pazartesi
6 AY
Tarihe merak sardıktan sonra piyasada ki kitapları da incelemeye almıştım.Herşeyimi yazdığım küçük defterime en popüler tarih kitaplarının isimlerini bir liste halinde yazmıştım bunların içinde bu kitapta vardı ama henüz alamamıştım.Bu izlediğim programda aslında bu kitabın bazı yerlerinin Murat Bardakçı'nın ŞAHBABA isimli kitabından alındığını ve kaynak bile gösterilmediğini öğrendim.Tabi bütün söylemlere rağmen kitabın yazarı bunu kabul etmek istemedi,sürekli aksini söyledi ve alsa bile suç olmayacağını iddia etti.Bunun üzerine bende bu kitabı listemden çıkarmaya karar verdim ve iyi ki almamışım dedim.Şimdi 6 ay kitabının yerine listemde Murat Bardakçı'nın Şahbaba isimli kitabı var.
11 Ocak 2009 Pazar
SAVAŞ ve KADIN
Şimdi gelelim oyunumuza...Oyunumuzun adı YEDİ TEPELİ AŞK idi.Saat 15:00' te başlayacak oyun için 14:45 gibi orada hazır bulunduk.O kadar kalabalıktı ki gerçekten kriz dönemlerinde insanların tiyatroya akın ettikleri doğru.Keşke her dönem bu böyle olabilse...İçeri girdiğimizde öyle bir kalabalık vardı ki ilerlemekte güçlük çekiyorduk.O an tam önümüzde duran kız tiyatro bileti satmaya çalısıyordu. Savaş ve Kadın oyununa bilet almak isteyen var mı ? Şimdiki oyuna bilet almayan var mı ? Birden durdum ve önümdeki programı gösteren panoya yöneldim.Tam karşımda duran program beni bir kere da şaşırtmıstı çünkü gerçekten kızın söylediği gibi günün oyunu Savaş ve Kadın idi.Aslı ya gösterince o da şaşırdı ve hemen bileti çıkarıp kontrol etti.Ama bizim biletimiz doğruydu. Sonra bir yetkiliyle konuştuğumuzda bizim oyunun iptal edildiğini istediğimiz bir oyuna girebileceğimizi söylüyordu.Ama şöyle bir durum vardı ki Aslı bu oyunu zaten birkaç gün önce izlemişti.Ama programa baktığımızda diğer oyunları da gördüğümüz için mecburen oyuna girdik. Aslı benim yüzümden oyunu iki kere izlemek zorunda kaldı sağolsun arkadaşım :)

Savaş ve Kadın savaş zamanı Balkanlar'da Saray Bosna'da 5kişi tarafından tecavüze uğramış , hamile kalmış ve akıl sağlığını yitirmiş, Tanrı ya inancını kaybetmiş bir balkan kadınıyla - savaşta ölenler için açılan toplu mezarlarda görevlendirilmek üzere çağırılmış Amerikalı bir doktor,bir psikolog arasında geçen hikayeyi bize sunuyor.Savaşın kadının üstündeki etkisini anlatıyor farklı bir dille oyun...Kadının çaresizliği bunun yanısıra savaşın asıl sorumlusu olarak gördüğü Amerika tarafından kadına uzatılan yardım çabaları..Gerçekten özellikle iki kişilik dev kadro yanında o dönemi yansıtan müzikler beni çok etkiledi bu oyunda.Akordiyonla çalınan ve her milleti içinde barındıran Balkanların müzikleri. Gerçekten ilk başlarda ağır ilerlese de özellikle ikinci yarıda sahnelerin,oyunculukların doruğa çıktığı bir oyun.Her ne kadar başlangıçta bunu izlemek için gitmesekte mecburiyetten izlediğim ve hiç pişman olmadığım bir oyun.Herkese tavsiye edilir..






